Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından biri olan PTT’nin e-ticaret iştiraki PttAVM, 180 yılı aşkın kurumsal mirası dijital dünyaya taşıma hedefiyle çıktığı yolda, bugün derin bir operasyonel türbülansın merkezinde yer alıyor. Halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) onayını bekleyen kurum, son iki çeyrekte rekor seviyeye ulaşan tüketici şikayetleri ve satıcı denetimindeki zafiyetlerle finansal piyasaların merceğine girdi.
Sistemik hatalar ve güven erozyonu
Platformda yaşanan operasyonel kriz, sadece teknik bir aksaklık olmanın ötesine geçerek kurumsal güven sermayesini tehdit eder boyuta ulaştı. Tüketicilerin yasal cayma hakkını kullanırken karşılaştıkları bürokratik engeller, 4 ayı bulan geri ödeme gecikmeleri ve lojistik entegrasyondaki kopukluklar, halka arz öncesi şirket değerlemesini negatif yönde etkileyebilecek majör başlıklar olarak öne çıkıyor. Özellikle 2026 yılının ilk çeyreğinde "sahte ürün" ve "faturasız gönderim" iddialarının yoğunlaşması, platformun satıcı seçimi ve denetim mekanizmalarındaki yapısal sorunları teyit ediyor.
Jeopolitik belirsizlikte likidite riski
Mart 2026 itibarıyla küresel piyasalarda artan jeopolitik gerilimler, Borsa İstanbul (BİST) üzerinde yön arayışını ve oynaklığı artırmış durumda. Yatırımcının risk iştahının düştüğü bu dönemde, operasyonel karnesi zayıf bir arzın piyasaya sürülmesi, sadece PttAVM için değil, e-ticaret sektörü genelindeki çarpan analizleri için de aşağı yönlü bir baskı unsuru oluşturabilir. Uzmanlar, yatırımcıların kamu güvencesi rüzgarıyla değil, rasyonel veri setleri ve operasyonel verimlilik rakamlarıyla ikna edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.